Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Gabya iman eden bir kişiden daha faziletli bir insan yoktur...
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
ذلِکَ الکِتابُ لَا رَيْبَ فيهِ هُدىً لِلْمُتَّقينَ الَّذِينَ يُؤمِنُونَ بِالْغَيْبِ
"Bu, kendisinde hiçbir şüphe olmayan bir kitaptır. Takvâ sahiplerine yol göstericidir. Onlar, gaybe inanırlar..."
İlahi dinlerde, gayb âlemine ve Peygamberlerin nübüvvetine inanmak, asli ve esas rükünlerdendir. Bunun dışında olan tüm inanç ve düşünce küfür ve batıldır.
Cennet, cehennem, huri, melek, kılman, arş ve kürsü, geçmiş peygamberlere, ehlibeyt imamlarına özelde bu zamanda yaşanların Hz. Mehdi'ye (a.f) inanması ve sözlerine iman etmesi; tüm bunların hepsi ayette geçen 'müminler gabya inanırlar' sözünün mısdaklarıdır. Bunlara iman etmek, aslında gabya iman etmektir.
Geçmiş peygamberlerin nübüvvetine inanmanın fazileti onların mucizelerine inanmak, Peygamber Efendimiz (s.a.a) ve ehlibeyt imamlarının imametine inanmanın fazileti ehlisünnet kanalı ile aşağıda nakledeceğimiz rivayette geçmektedir.
Sünen-i Daremi, kendi tefsirinde şöyle nakletmektedir:
"Hars bin, Kays tabiinden olup, Peygamber Efendimizi görme şerefine ulaşamamıştı. Abdullah bin. Mesut'a şöyle dedi, 'Sizler, Peygamberi (s.a.a) görmek hususunda bizlerden fazilet açısından öne geçtiniz ve bizler bu faziletten mahrum kaldık. Bundan dolayı yüce yaratıcıdan mükâfat ve karşılık talep ediyorum."
İbni Mesut şöyle cevap verdi 'Bizlerde gabya iman etmenin faziletinden dolayı yüce yaratıcıdan mükâfat ve karşılık talep ediyoruz. Görmediğiniz bir peygambere iman etmenizden dolayı kazandığınız faziletleri, bizde istiyoruz. Yeminler olsun ki Allah'tan başka ilah yoktur. Gabya iman eden bir kişiden daha faziletli bir insan yoktur."
Gayba İman Etmenin Sınırları
Bu rivayete göre, geçmiş peygamberlere, Hz Muhammed'e (s.a.a) iman etmek, Hz. Ali (a.s) ve evlatları olan diğer imamlara, İmam Askeri'ye (a.s) iman etmek aslında gabya iman etmektir. Ve yine aynı şekilde Hz. Mehdi'ye (a.f) inanmak gabya inanmaktır. Tüm bunlara inanmanın bereketinden yararlanıyoruz ve bu bereketlerin ilk merhalesi, Allah'a olan inançtır. Aslında tüm âlemler ve kâinat Allah'ın cemal ve celal alametleridir. O'nu andığımızda tüm esma ve sıfatları ortaya çıkar. Aynı zamanda hiçbir şey ondan gizli değildir ama O'nun zatı ve sıfatlarının hakikati tüm peygamberlere gizlidir. Enam suresi 103. ayette şöyle buyuruyor:
"Gözler O'nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder. O, latif olandır, haberdar olandır."
Yani gözler onu açıkça göremez ama kalbi sağlam olanlar onu derk edebilir. Buna göre gayba tam ve kâmil bir inanç, aslında Allah'a olan inançtır.
Hz Mehdi'nin (a.f) gaybet döneminde ona iman etmenin özel faziletleri vardır. Mümin bir kimsenin gaybete inanması peygamberlere ve diğer ehlibeyt imamlarına iman etmesi ile aynıdır. Yaşayan bir imama (a.f) iman etmek gayba iman etmektir.
İslam ümmetinin gaybete imanı Peygamber efendimizin (s.a.a) kendi döneminde başlaması ve bizzat kendisinin Hz. Mehdi'nin (a.f) doğumunu bildirmiş olması ve hatta Hz Fatıma (s.a) evlatlarından olduğunu açıkça söylemiş olması gabya iman etmektir. Bu görüş Şia mektebi içerisinde detaylı olarak nakledilmiş ve Şia dışındaki ekollerde de kabul görmüş bir olaydır. Tüm bunların hepsi görülmeyen gabya iman etmektir.
Müminler bu büyük nimetin kadrini iyi bilmelidirler. Aynı büyük sahabe ibn. Mesut gibi bir taraftan gaybeti arzu edip diğer taraftan ise o nimetten mahrum olduğu için Allah'tan karşılık ve mükâfat talep edilmelidir.
Hz. Mehdi'nin Gaybet-i Kübra (küçük gaybet) döneminde gabya iman etmek ile sonraki dönemlerde gayba inanmak arasında farklar vardır. Bu zamanda müminler daha fazla imtihana maruz kalırlar. Erkekler, kadınlar, gençler, hâkimler hatta âlimler her biri kendi konumunda özel imtihanlara tabi tutulur. Birçokları karşılaşmış oldukları zorluklar karşısında kaybederler.
Modern dünyanın gelişmesi, yeni bidatlerin ortaya çıkması, batılın yayılması, marufu emretmemek, sünnetlerin terk edilmesi vb. nedenlerle fitne ve fesat yayılır. İnsanlar hak olandan vazgeçip batıl yolda ilerlemekle iftihar etmeye başlar. Sadece Allahın kalplerini imanla doldurdu kişiler istisna olacaktır. Bunların dışında kimsede gerçek iman olmayacaktır.
Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor:"Ey insanlar! Öyle bir zaman gelecek ki, İslam değiştirilecek (asimile edilecektir.) Gerçek İslam'ın emir ve yasakları, kanunları, hudutları, ahkâmları değişime uğrayacaktır."
Bu şartlar altında imanlı ve takvalı müminler İslam dinine yardım etmelidirler. Allah'ın emirlerini söylemeli ve yasakları hususunda tüm Müslümanları aydınlatmalıdır. İslami olmayan metot ve yöntemlere karşı halkı uyarmalı, İslam dininin korunması için tüm çaba ve gayretini sarf etmeli ve hatta bu konuda fedakârlık ehli olmalıdır. Eğer siz Allah'ın dinine yardım ederseniz, Allah'ta size yardım edecektir.
"Deki, amel ediniz! Allah ve resulü ve müminler sizlerin yaptıklarınızı görmektedirler." (Tevbe 105)